Belki de çoğunuzun duymadığı, Dünya tarihini değiştirmese de İtalya'da küçük bir köyün kaderini belirleyen bir yeniçerinin, Balaban Hasan'ın hikayesinden bahsedeceğim bugün sizlere. İtalya’da bir Türk köyü, köyün meydanında Türk bayraklı bir yeniçeri büstü, Türkçe bilmeyenler insanlar ve Türklere duyulan 323 yıllık hayranlık…

  İkinci Viyana Kuşatması sonrası Osmanlı istihbarat subayı Balaban Hasan yaralı olarak İtalya’daki kasabaya sığınır. Ölmek üzere olan bu Türk askeri köylüler tarafından iyileştirilir. İyileştikten sonra Balaban Hasan köylü halkından bir İtalyan kızına aşık olur ve evlenir. O dönem köyün halkından istenen haksız vergilere karşı Balaban Hasan halkı ayaklandırır, korur ve köylünün yanında olur. Halk bu olaydan sonra Balaban Hasan'ı daha da benimser ve ona  El Turco lakabını verirler.

  Zamanla Balaban Hasan bu köyü kendi köyü benimser, tabii ki köylüler de onu. Bilgisini, görgüsünü ve kültürümüzü her şeyiyle onlarla paylaşır. Aslında bu İtalyan köyünde Türklüğü yaşatır. El Turco yani Balaban Hasan kendini ve Türk adetlerini öyle sevdirir ki o öldükten sonrada bu Türk gelenekleri yaşatılmaya devam eder.

  Köyün ekonomisi büyük ölçüde turizme dayalı. Köyde kışın 3 bin olan nüfus yazın 14 bine kadar çıkıyor. Kimsenin Türkçe bilmediği köyde bölge halkı yine de Türk olduğunu iddia ediyor; her yıl Ağustos ayında düzenli olarak Türk festivali düzenliyor, festival kapsamında her evin balkonundan Türk bayrağı sarkıtılıyor, Türk yemekleri pişiriliyor, erkekler takma bıyık takıyor ve belediye başkanı dahil herkes Türk gibi giyiniyor. Moena köyünde yaptıkları bu festival 2 gün sürüyor.

  Türk halkını o kadar benimsemişler ki Moena halkı Türklerle daha çok görüşmek ve kaynaşmak istiyorlar. Hatta Moena belediye başkanı Riccardo Franceschetti  “Bu festival bizim için çok önemlidir, Türkler gelip buradaki küçük Türkiye’yi görmeli. Kabul etmeliyiz ki aramızda çok güçlü bir bağ var. Festivalle bu bağı güçlendirmek istiyoruz. Böylece birbirimizi daha çok ziyaret edebiliriz, bu festival aramızda yeni bağlar kurabilir. Bu tür birlikteliklerle kültürel etkileşime gidebilir, tecrübe değişimi yapabiliriz. Bu platform üzerinde adet ve örflerimizde senteze ulaşabiliriz.” diyerek bizlerle aralarındaki bağı güçlendirmek istediklerini dile getirmişti.

  Bence Moena köyü gidip ziyaret etmeye değer, ne dersiniz?